Melih Bayram Dede

Teknoloji sayesinde gazetecilik yapmak kolaylaştı

Yenisafak.com.tr Yayın Yönetmeni olduğum dönemde benimle yapılan ve 3 Ekim 2011 tarihinde efbes.com’da yayınlanan röportajı kayda geçmesi için buraya alıyorum.

Melih Bayram Dede: Teknoloji sayesinde gazetecilik yapmak kolaylaştı

Yenisafak.com.tr Yayın Yönetmeni Melih Bayram Dede: “Teknoloji sayesinde gazetecilik yapmak elbette kolaylaştı. Haberi yazmaktan tutun, fotoğrafı çekmek, haber ve fotoğrafı iletmek bugün çok basitleşti.
Ancak süreçlerin basitleşmesi kadar, içerik üretme ve yayma hızı da arttı. Bir yayına sahip olmak kolaylaştı. Bu açıdan teknoloji, fırsat eşitliği ve demokratikleşme getirdi. Bugün söyleyecek sözü olan herkesin bunu kitlelere iletmek için kullanacağı çok farklı teknolojik metotlar mevcut. Teknoloji hayatımızı kolaylaştırırken bir açıdan gazetecilik mesleği aşındı. O da artık haber üretmek için eskisi kadar zaman ayrılamaması, birbirinin aynı içeriklerin internette dolaşıma çıkıyor olması, markalar tarafından PR şirketleri eliyle oluşturulmuş metinlerin hızla haberlerin yerine geçmesi ve en korkuncu da bu metinlerin haberlere oranla yüzdelik oranının giderek daha da artıyor oluşu.”

İnternette daha fazla ziyaretçi çekmek ve daha fazla tıklanmak için, cinsellik unsurunun kullanıldığı yönündeki tespitinizde haklısınız. Bu bir tercih meselesi. Kişisel olarak bu yöntemi doğru bulmadığımı söylemeliyim.

Amaç sadece daha fazla tık almak. Dolayısıyla bu yöntemi benimseyen web sitelerinde içerik kalitesi gibi bir kaygı yok. Bugün bir çok site, cinsellik vurgusunu kullanmak, magazin içerikli foto galeriler yapmak zorunda kalıyor, daha fazla tık alabilmek için. Aslında acınası bir durum. Reklâmveren yönüne gelirsek; reklâmveren içerik kalitesinden çok ziyaretçi trafiğine, reklamlara tıklanma oranına bakan ajanslara markalarını temsil ettiği sürece aksini beklememek gerek.

yenisafak.com.tr, bildiğiniz gibi Yeni Şafak gazetesinin web sitesi. Dolayısıyla da, Yeni Şafak gazetesine paralel bir yayın çizgisi var. O nedenle daha fazla tık almak, ziyaretçi trafiği çekmek için ortalama haber sitelerinin malum yöntemlerini benimsemiyor ve kullanmıyor.

Önemli olan özgün ve kaliteli içerik. Ancak bunu oluşturmak, eldeki imkânlar, o işe ayırabildiğiniz yetkin insan gücüyle orantılıdır. Dolayısıyla daha çok haber girmekten ziyade, daha kaliteli içerik girmeyi yeğlerim.

Okurlardan çok çeşitli sorular geliyor. ‘Bu haber niye var?’dan, ‘Bu haber niye yok?’a kadar geniş yelpazede sorular gelir. Çünkü okur görmek istediğinin, kendi istediği biçimde orada yer almasını ister. Bu da tabii ki, -ortada bir yayın politikası varsa- mümkün değildir. Herkesi aynı anda memnun edemezsiniz.

Yenisafak.com.tr’de şu an haberlere yorum yazma imkânı yok. Binlerce yorumu okuyup, hangisinin yayınlanıp, hangisinin yayınlanmaması gerektiğine karar vermek, içerik editörlüğüne eşdeğer bir iş yükü yaratır. Ayrıca bu işin büyük bir sorumluluk olduğu, hukuki sonuçları olacağını düşündüğümüz için de şimdilik içerikleri yoruma açmıyoruz. Hukuki sorumluluğu yorum yazana bırakmak ve modere etmemek de bir metot olmakla birlikte böyle bir yönteme sıcak bakmıyoruz.

İnternette bir olayı haliyle hızlı bir şekilde vermek istersiniz. Bunu yaparken de, o an elinizdeki bilgilere göre haberinizi oluşturursunuz. O anki bilgiler yanlış olabilir, ama o bilginin yanlış olduğunu o an için bilemezsiniz. Sonraki gelişmeler, açıklamalar, gelen bilgilerle haberin seyri değişebilir. Önemli olan haberi mümkün olduğunca takip etmek ve yeni bilgilerle güncel tutmak. O an ajanslarda bile olmayan, televizyonlardaki altyazılardan ibaret olan bir olayı bile haber olarak okurlarınıza aktarmak durumundasınız. Bu kadar hızlı bir tempoda, hata olmaması mümkün değil.

Adına Arap Baharı ya da daha pop bir ifadeyse ‘Sosyal Medya Devrimleri’ denilen gelişmeler, çok farklı parametrelere sahip. Bu gelişmeleri sadece sosyal medyaya bağlamak, sokaklara dökülüp seslerini yükselten, canları pahasına özgürlüklerini haykıran insanlara haksızlık olur. Sosyal medya bir ölçüde örgütlenmek için kullanılmıştır, bu yönü önemlidir. Ancak bunu sadece sosyal medyaya bağlamanın yanlış olduğunu düşünüyorum.

Dijital gazetecilik, internet gazeteciliği gibi kavramlar aslında resmin bütünü içindeki unsurlar. Gazeteciliği, bu şekilde ayrıştırmaktan yana değilim. Gazetecilik temel bir kavram. Gazeteci haberini yapar, yayın mecrası ister kağıt, ister internet olur. Kâğıt, web, tablet, mobil cihazlar vb., bunların hepsi birer dağıtım aracıdır. Dağıtım araçlarının sayısı kadar gazetecilik türü ortaya çıkmalı mı? Bence gerekli değil.

Teknoloji sayesinde gazetecilik yapmak elbette kolaylaştı. Haberi yazmaktan tutun, fotoğrafı çekmek, haber ve fotoğrafı iletmek bugün çok basitleşti. Ancak süreçlerin basitleşmesi kadar, içerik üretme ve yayma hızı da arttı. Bir yayına sahip olmak kolaylaştı. Bu açıdan teknoloji, fırsat eşitliği ve demokratikleşme getirdi. Bugün söyleyecek sözü olan herkesin bunu kitlelere iletmek için kullanacağı çok farklı teknolojik metotlar mevcut. Teknoloji hayatımızı kolaylaştırırken bir açıdan gazetecilik mesleği aşındı. O da artık haber üretmek için eskisi kadar zaman ayrılamaması, birbirinin aynı içeriklerin internette dolaşıma çıkıyor olması, markalar tarafından PR şirketleri eliyle oluşturulmuş metinlerin hızla haberlerin yerine geçmesi ve en korkuncu da bu metinlerin haberlere oranla yüzdelik oranının giderek daha da artıyor oluşu.

İnternet gazeteciliğinin en dezavantajlı yönü, çok hızlı hareket etme zorunlululuğundan kaynaklanan, haberi yeterince detaylandıramama, analiz ve kritik edememe. Günün hızlı temposu içinde her habere ayırdığınız zaman giderek azalıyor. Sürekli haber akışı içinde, o haberin arka planına eğilme, o konuyu yeterince araştırma ve olayın arkaplanını okura verebilme yüzdeniz çok düşük. Oysa günlük gazeteler, aynı haberi araştırmak, detaylandırmak ve özel hale getirmek için daha fazla zamana ve insan kaynağına sahipler. İnternet gazeteleri, halen gazetelerdeki kadar kaynağa sahip değiller.

Gazeteciliği ayrıştırmaktan yana değilim. O nedenle internet gazeteciliği ya da sizin ifadenizle ‘dijital gazetecilik’ için ayrı ilkeler oluşturmaktan yana değilim. Gazeteciliğin evrensel ilke ve kuralları mesleğin tüm kolları için geçerlidir.

İnternette yapılan yayınlar bildiğiniz gibi, teknik olarak 5651 sayılı kanuna tabi. Bu yasa, haklarında internette haber yayınlananlara bu içerikleri çıkartabilme imkânı verirken, bu talebi yerine getirmeyen gazetecilere de ceza öngörüyor. Ancak bunun tam olarak gerekçelendirilmemiş oluşu ciddi bir sorun. En sık karşılaştığımız sorun, hakkında adli bir işlem yapıldığı için yargılanmış, ceza almış kişilerin haklarındaki haberleri yayından kaldırtmak için, basın yoluyla iftira, hakaret vb. gibi ilgisiz gerekçelerle mahkeme kararı aldırmaları ve ceza davaları açmaları şeklinde karşımıza çıkıyor. Bu da hem gazetecilerin mesleki açıdan hareket alanlarını kısıtlıyor hem de internet haber sitelerinin arşivlerinin talan edilmesine yol açıyor. Arşiv, gazetelerin (dolayısıyla da internet haber sitelerinin) belleğidir/hafızasıdır. Bir durumu aktarmaktan ibaret olan, tamamen gazetecilik eyleminin sonucu doğan haberlerin, adli mercilerin iyi araştırmadan kolayca içerik çıkarma taleplerini onaylamaları nedeniyle silinmesi, gazetelerin belleğini zedeliyor. Bu nedenle 5651 sayılı yasanın ya tamamen iptal edilip yeni bir düzenlemeye gidilmesi ya da en azından yasada bazı düzeltmeler yapılması gerekir.

İnternet gazeteciliği denilen şeyin hep sorunları olduğundan söz edilir ve bu konuda sürekli girişimlerde bulunulur. Bence ‘internet gazeteciliği’ yakıştırması yapılan iş dalının en büyük sorunu, bu mesleği icra edenlerin kendilerini gazetecilikten kendilerini ayrıştırmaya çalışmaları. Özetle, yukarıda da söylediğim gibi, gazeteci gazetecidir, gazetecilik gazeteciliktir. Bunu internet gazeteciliği, sosyal medya gazeteciliği, televizyon gazeteciliği gibi ayrıştırmanın doğru olmadığına inanıyorum. Mesajı iletmek için kullandığımız araçlar, bizim yaptığımız işin niteliğini değiştirmez. Bu mantıkla devam edersek, karşımıza her araç çıktığında, mesleğimizi de o araçların sayısı kadar adlandırmamız gerekir.

Teknolojinin getirdiği avantajlar kuşkusuz iş yapış biçimimizi, iş kültürümüzü değiştiriyor. Teknolojik araçları kullanmak her şeyden önce hız avantajı sağlıyor. Bu da haber alma kaynaklarının da değişmesine neden oluyor. Konvansiyonel medyanın yanında adına sosyal medya denilen bir haber alma metodu da hayatımıza girdi. Bugün yolları hiç konvansiyonel medyayla direkt kesişmeyen ve sadece kullandıkları sosyal ağlarda kendileriyle paylaşılan enformasyonla yetinen bir kitle mevcut. Sonuçta, sosyal paylaşım sitelerinde dolaşıma çıkan içeriklerin çoğunluğu konvansiyonel medya tarafından oluşturuluyor; gündemi hala konvansiyonel medya belirliyor. Hatta bir adım daha ileri gidelim; gündemi gazeteler belirliyor. TV’ler gazetelerde çıkan haberleri derinleştirerek, akşama ana haber bültenlerinde yeni bir habermişçesine bize sunuyor. Sosyal paylaşım siteleriyle birlikte, bugün haber vermek sokaktaki insanın bile yapabileceği bir iş haline geldi. Ama bu haberi analiz etmek, bir durumdan sonuç elde etmek, onu yorumlamak, anlamlandırmak hala kurumsal olarak yapılanmış medya kuruluşlarının işi. Sosyal paylaşım sitelerinde ve dijital mecralarda analiz yapmak, bir olayın derinine inmek yapı itibariyle pek mümkün değil.

Daha önce de söylediğim gibi, gazeteciliğe bir bütün olarak bakmaktan yanayım.

Sosyal medya paylaşımı kolaylaştırıyor. Bu nedenle içeriğin hızlı yayılması ve kitlelere ulaşmasında büyük katkısı var. Bunun yanında bilgi alma açısından da gazetecilere büyük kolaylık sağlıyor. Toplumun nabzını tutabilmek, farklı konularda ne düşündüğünü yakından gözlemlemek ve bunu yayınlarına yansıtmaları açısından büyük avantaj sağlıyor. Gazetecilere etkisi olarak da, haber yazma biçimlerini, üslubunu etkileyecek sonuçlar doğurabilir.

Teknolojinin gelişmesinin ve teknolojinin kullanımının yaygınlaşması, şeffaflığı da beraberinde getiriyor ve medya üzerinde de bir denetim getiriyor. Bir gazeteci haberinde hata yaptığı zaman, anında bu yüzüne vurulabiliyor. O nedenle daha dikkatli olmak, haber yaparken daha titiz davranmak gibi bir zorunluluk doğuruyor. Bu da iyi bir şey.

iPad, bir ‘arzu nesnesi’ olarak hayatımıza girdi, bir moda oldu. Bunun yanında hem teknoloji hem de medya sektöründe taşların yerinden oynamasına neden oldu. Tabletin bir okuma aracı olarak benimsenmesini Apple iPad hızlandırdı. Ardından diğer markalar da piyasaya peş peşe tabletler çıkarmak zorunda kaldı. Bu konuya sadece iPad olarak bakmamak, genel olarak tablet diye adlandırmak daha doğru olur. Biz yayıncılar açısından bakarsak, yayıncılar, okur neredeyse o mecralarda olmalı. Yani, okur tabletteyse tablette, sosyal ağlardaysa sosyal ağlarda içeriklerimizi okura sunacak şekilde pozisyon almalıyız.

En büyük hata, bir aracın ortaya çıkınca, diğer aracı ortadan kaldıracağı şeklinde yapılan aceleci yorumlar. Her mecranın kendine özgü yönüyle öne çıkacağını ve kendi talebini oluşturacağını düşünüyorum. Birbirine düşman unsurlar olarak görmek yerine, birbirini tamamlayıcı araçlar olarak düşünmeliyiz.

Şu an Türkiye’de birbirine benzer yüzlerce internet haber sitesi var. O nedenle yeni bir girişimde bulunacakların farklı projeler geliştirmesi ve pek girilmemiş, niş alanlara yönelmesini tavsiye ederim. Kadın, sağlık, güzellik gibi tüketicilerin satın alma kararlarını etkileyen bireylere yönelik projelere ihtiyaç var. Ayrıca sosyal medya entegrasyonunu ihmal etmemenin gerekliliğini buna ekleyebilirim.

Türkiye’de yeni sansür neyin sansür olmadığı konusunda kafaların net olmadığını düşünüyorum. Özgürlük konusunda çok farklı fikirler olacaktır. Bu doğaldır. Ancak belli kurallar konulmasının gerekliliğine inanıyor ve ‘İnternet özgürlüktür’ diyerek sınırsız ‘özgürlük’ savunusu yapılmasını doğru bulmuyorum.

Teknolojiyi mesleklerinde verimli kullananların daima birkaç adım önde olacağını düşünüyorum. O nedenle gazeteciler için teknolojiyi iyi ve verimli kullanmak şart. Öte yandan teknolojik kavramların geçtiği haberlerdeki bilgisizliğin giderilmesi için de teknolojiyi iyi takip etmek gerekiyor. GPS (Küresel Konumlama Sistemi) yerine gazetelerimizin üçüncü sayfalarında GPRS yazılıyor. Hala ‘Zanlıyı polis GPRS (Genel Paket Radyo Servisi) sayesinde buldu.’ gibi garip cümleler görüyoruz.

İnternet, bütün yayın mecralarını içerisine alan bir teknoloji. O nedenle gazeteciler olarak internetten maksimum düzeyde yararlanmak ve teknolojiyi işimizi geliştirmek için kullanmak dışında başka çaremiz olmadığı bilinmeli.

Atlarla insanlar arasında ne fark var? | Kitap: Çalışılmayan Bir Dünya – Daniel Susskind

Exit mobile version